Ahmet's profileZAVİYELİ'NİN SAYFASI - D...PhotosBlogListsMore ![]() | Help |
ZAVİYELİ'NİN SAYFASI - DARENDE- |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
June 25 Regaib Kandili'nizi Tebrik Ederiz
Regaib Kandili'nizi Tebrik Ederiz
Regaib ve 3 aylar¸ ebedi olana rağbet edilecek zaman dilimleridir. "Andolsun size kendinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki¸ sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. O¸ size çok düşkün¸ müminlere karşı çok şefkatlidir¸ merhametlidir." (Tevbe Sûresi¸ 128) Allah (cc) katında zamanların değerleri birbirine eşittir. Ancak öyle zamanlar vardır ki¸ o zamanlarda öyle hadiseler olur ki¸ o vakte diğer zaman dilimlerinden daha üstün bir değer kazandırır. Receb ayının ilk cuma gecesine isabet eden Regâib Gecesi de bu müstesna zamanlardan biridir. Cuma geceleri böyle kıymetli vakitlerden biridir. Cuma ve Regaib gibi iki mübarek zaman dilimi bir araya gelince¸ bu gece daha da bir kıymet kazanıyor. Bu gece¸ yalvarış ve yakarışların Yüce Mevlâ'ya sunulduğu ve O'nun rahmetinden af istenildiği¸ umut¸ huzur ve müjde gecesidir. Allah Teâla'nın kullarına lütfunun çokluğu¸ kereminin bolluğu ve pek çok günahkarı bağışlaması sebebiyle bu geceye "Regaib Gecesi" adı verilmiştir. Bu gecenin bu değeri nereden kazandığı hususunda değişik rivayetler bulunmaktadır. Bunlardan biri; Hz. Amine validemizin böyle bir gecede Resulullah'a (sas) hamile olduğunu anladığıdır. Sevgili Peygamberimiz (sas)¸ Regaib Gecesi'nin içinde bulunduğu Recep ayında çok dua eder¸ namaz kılar¸ oruç tutar¸ iyiliklerin her çeşidini yapar¸ sadaka vermeye özen gösterirdi. Resulullah'ın (sas) Receb'in ilk perşembe gününü oruçla geçirdiği ve cuma gecesinde¸ bu kandil gecesine mahsus olmak üzere on iki rekât namaz kıldığı rivayet edilir. Regâib gecelerinde dua etmek¸ tövbe ve istiğfarda bulunmak¸ bu geceyi kutsal kabul etmek suretiyle çeşitli ibâdetlerle geçirmek¸ genel olarak alimler arasında kabul görmüştür. Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi'de hutbelerinde bu ayın önemine işaret ederek şu konulara yer veriyor: Seksensekizinci Hutbe "Göklerde ve yerde kim varsa hep onundur. O'nun katındakiler ne ona ibadetten çekinir (ve büyüklenir) ne de yorgunluk (ve bıkkınlık) duyarlar. Hiç ara vermeksizin gece gündüz tespih ederler." (Enbiy⸠19¸20) Azîz Cemâat-i Müslimîn! Regâib gecesi bu geçen gece idi. O mübârek gecenin nurlu sabahı¸ mübârek günü de bu Cuma günüdür. Bu ay Ramazan-ı Şerîfin ilk müjdecisidir. Böyle bir Recep ayında yapılan ibâdet¸ şöyle zikredilmektedir. Kütüb-i Fıkhiyye'de¸ bu gece muhtass kılınmış. Nûru'l-İzâh şerhi Merakı'l-Felâh ile onun hâşiyesi¸ Tahtâvî¸ Leyle-i Recebi yalnız duânın reddolunmayacağı leyle-i hams (beş gece) meyanında zikretmiş ve İhyâ-i Ulûm'un nevâfil kısmında sâlât-ı Recep mezkûr olduğu gibi¸ leyâli ve eyyâm-ı fâzıla beyânını hâvi olan faslında recebin ilk ve nısf ve yirmiyedinci geceleri ve sâlât-ı Leyle-i Miracda mezkûrdur. Bunlardan faslı¸ nevâfildeki sâlât-ı Recep¸ şehr-i recebin ilk cuma gecesine aittir ki¸ bizim leyle-i Regâib dediğimiz gecedir. Bu gecede kılmak arzu edenlerin kılacakları namaz kıymetçe 12 rekattan ibârettir. İmam-ı Nevevî'nin Hadîs-i Erbaîn'in beşinci hadîsi şerhinin (evâhirinde) sonunda¸ Bursalı Şeyh İsmail Hakkı (k.s.) demiştir ki; "Ol gecede husûs üzre tecelli-i ef'âl vâkî olup¸ Cenâb-ı nübüvvet (s.a.v.) garîka-i nur-ı ef'âl olmakla şükran li'llâhi Teâl⸠on iki rekat salât-ı Regâib kılmıştır. Ve ol geceye leyle-i Regâib demek lisân-ı melâikeden sâdır olmuştur." Bu mübârek geceyi gafletle geçirmek¸ muvâfık-ı insâf değildir. Sermâye-i saâdetimiz Peygamberimiz efendimizin rahm-i mâdere intikâl ettiği bu şerefli geceyi ibâdetle¸ zikir ile ihyâ etmek lâzımdır. Mevlâ-yı müteâl hazretleri¸ cümlemizi böyle mübârek geceleri kendi rızâsına muvafık amellerle ihyâ etmeyi müyesser buyura. Âmîn June 10 OTUZDOKUZUNCU HUTBE
March 26 Bir şeyler yazmak istiyorum....... bir şeyler yazmak istiyorum...ama sevinç olsun kelimeleri....hüzünleri silmek istiyorum.......göz yaşı sevgi yüklü olsun...ahhlar olmasın kelimelerin sonunda....aminler dillerimizi çözsün....bir şeyler yazmak istiyorum....ama sevinç olsun yürekleri dolduran....January 11 GÖNLÜMÜZÜ TEMİZ TUTALIMBu sayıda ele alacağımız gazelde Hulûsî Efendi (k.s) yine gönül üzerinde durmaktadır. Rabbimizin tecellîgâhı olan gönüllerimizde ne¸ nasıl ve ne kadar yer işgâl etmeli; nelere karşı muhabbet duymalı; bu mânevî mekânın nasıl tertemiz kalmalı ve huzûr-ı ilâhîye mahçûbiyet duymadan kavuşması için nasıl hareket etmeliyiz? ![]() Bu sayıda ele alacağımız gazelde Hulûsî Efendi (k.s) yine gönül üzerinde durmaktadır. Rabbimizin tecellîgâhı olan gönüllerimizde ne¸ nasıl ve ne kadar yer işgâl etmeli; nelere karşı muhabbet duymalı; bu mânevî mekânın nasıl tertemiz kalmalı ve huzûr-ı ilâhîye mahçûbiyet duymadan kavuşması için nasıl hareket etmeliyiz? Bütün bunlar kısa ve özlü bir şekilde ifade edilmektedir. Bu beyitlerde sanki sûretimize değil¸ sîretimize önem vermemiz; kalıbımızı değil kalbimize özen göstermemiz; madde değil mânâ ehli olmalımız gerektiği anlatılmaktadır. Dünyanın varına yoğuna¸ zevkine sefâsına aldırmayıp¸ fânî ve geçici olan dünya hayatımızı ve dünyalıklarımızı¸ bâkî ve ebedî olan Cenâb-ı Hakk'ın rızâsına muvâfık olan yerlerde sarf etmeli¸ ömrümüzü O'nun emrettiği tarzda idâme ettirmeliyiz. Dünyânın bâkîliği¸ âhiretin ebedîliği hatırlatılmakta; zamanımızı¸ ömrümüzü¸ malımızı¸ mülkümüzü yerli yerinde ve hak yolunda harcamamız¸ fânî âlemin değil bâkî olanın uğrunda tüketmemiz gerektiği anlatılmaktadır. Gazelden hâsıl olan mânâları belki kısaca şöyle özetlemek mümkündür: Gönlümüzde ilâhî aşk dâim ve zinde olmalı¸ Allah sevgisinden başka sevgiler ön plana çıkıp orada taht kurmamalıdır. Mevlâmızın zikri ve fikri her şeyden evlâ olmalıdır. Her nereye baksak¸ her ne ile meşgul olsak hep O'nun murâkabesi altında bulunduğumuz tefekküründen bir an bile gaflette bulunmamalıyız.
1. Gönülde yâr gamından özge bir gam Olursa deme ol dil yâra merhem
2. Dil oldur ki dola yârın gamıyla Onula rahm-ı vaslın merhemiyle
3. Dil oldur ki açıla şeş cihâtı Görüne her cihetden dost sıfâtı
4. Dil oldur ki mekânsız lâ-mekândır Mekânsız yâra varsa ol mekândır
5. Dil oldur ki cüdâ kevn ü mekândan Bekâsıdır hayât-ı câvidândan
6. Dil oldur ki gözetmez dû-cihânı Ferâğat gûşesi sırr-ı nihânı
7. Dil oldur ki cihânın var u yoğun Çöpe saymaz nesi var az u çoğun
8. Dil oldur ki geçip havf-ı zelelden Yok olup kurtula cümle ilelden
9. Dil oldur ki geçe havf u recâdan Giyip "lâ-havf" tacın hüzn ü safâdan
10. Dil oldur ki hüviyyetin hevâsın Nesi varsa koyup bula bakâsın
11. Dil oldur ki kamu sırra hazîne Hakâyık gevherine hep defîne
12. Dil oldur ki görüne vech-i mahbûb İki âlem ona olmaya mahcûb
13. Dil oldur ki Hulûsî hâs olup tâ Görüne bakdığınca yâr-ı ma'nâ
1. Gönüllerde yegâne hakîkî dost olan Allah sevgisinden başka muhabbet olursa¸ bu takdirde gönül o yârin gamına merhemdir deme. 2. Gönül¸ gerçek sevgili olan Allah'a ulaşmanın endişe ve gamıyla dolu olmalıdır. Gönül hastalığı da onun vuslatı ve rahmetiyle şifâ bulmalıdır. 3. Gönül sağ-sol¸ ön-arka¸ alt-üst gibi altı yöne de açık olmalı ve bütün bu yönlerde de sadece gerçek dost görünmeli¸ yani gönlün dışa açılan penceresi olan göz Allah'ın kudretinin tecellîlerini görmelidir. 4. Gönlün şu dünya yurdunda bağlanıp kaldığı bir mekan yoktur¸ yersiz yurtsuz avare gezmektedir. sevgilisini bulunca yerini öğrenir. Zaten sevdiği için mutlaka bir mekân gerekmez¸ sevgiliyi hayal ettiği yer onun mekânıdır. Yani gerçek sevgili olan Allah'ın kudretinin tecellîleri her yerdedir; her yerde onu görür. 5. Gönül¸ bu varlık âleminden¸ kâinâttan ayrı olup dâimî ve bâkî hayat olan âhiret hayatına yönelmelidir. 6. Gönülde dünya ve âhiret kaygısı yer etmemelidir. Gönül kendi gizli mekânında¸ her şeyden ferâgat etmeli¸ mahbûb-ı hakîkînin istediği gibi olma endişesi taşımalıdır. 7. Gönül¸ bu dünyanın varını da yoğunu da¸ az veya çok kendisinin sahip olduklarını da bir çöp mesabesinde görmelidir. 8. Gönül¸ hataya düşme ve eksiklik gibi korkulardan geçerek bütün hastalıklardan kurtulup yok olmalıdır. 9. Gönül¸ bu dünyadaki yaptıkları için hesap vereceğini unutmayıp daima hatalarından dolayı mahcûbiyet içinde bulunacak¸ bunun yanı sıra Cenâb-ı Hakk'ın rahmetinden de ümidini kesmeyecek. Nitekim Kur'ân-ı Kerim'de birçok yerde geçen "Kıyamet gününde onlar için korku yoktur¸ onlar üzülmeyecekler de." manasındaki "lâ havfün aleyhim ve lâ hüm yahzenûn" âyetini zihinlerden çıkarmamak gerekir. 10. Gönül¸ bu dünyada heves edilen neler varsa bunların hepsini bir tarafa koyarak¸ ebediyyen bâkî olan âhiret için gerekli şeylerle meşgul olmalıdır. 11. Gönül¸ nice sırların hazinesi¸ hakikat mücevherlerinin definesidir. 12. Gönül¸ öyle olmalı ki âhirette Cemâlu'llâhı görünce bu dünyada yaptıklarından dolayı mahcub duruma düşmemelidir. 13. Ey Hulûsî¸ hâsılı gönül¸ öyle has olmalıdır ki baktığı şeylerin ma'nâsına vâkıf olabilsin.
GAZZE İÇİN BİRLİK VE BERABERLİK
December 08 BAYRAMINIZ KUTLU OLSUNMay 11 Nasihat8.DARENDE SOMUNCU BABA VE HULUSİ EFENDİ KÜLTÜR ETKİNLİKLERİNE TÜM GÖNÜL DOSTLARI DAVETLİDİR.
May 09 Peygamberimiz Hz.Muhammet (S.A.V)
Peygamberimiz Hz.Muhammet (S.A.V)
HZ.PEYGAMBERİN KADIN ANLAYIŞI “Ey insanlar siz bir tek nefisten yaratan zevcesini de kendisinden halk edip bir çok erkek ve kadınları yeryüzüne yayan rabbinizden ittika ediniz (sakınınız)” (nisa/1). Kadına değer verip saygı gösterilmesini isteyen din İslam’dır. İslam kadına saygı ve hürmet gösterilmesini isteyerek ailenin temelini oluşturduğundan bahseder. Hal bu ki cahiliye döneminde kadın önemsiz bir varlık gibi görülüyordu hatta daha ileri giderek onu aşağılık bir yaratık olduğu ve sadece erkeklere hizmet etmek için yaratıldığını kabul ediyorlardı, oysa Allah “Cennet anaların ayağının altındadır” diyen bir peygamber göndermiş ve tüm insanlığa “üstünlük ancak takvadadır” diye bir nasihatte bulunmuştur. Hz. Peygamberin her hali bir örnek olmuştur. En vefalı arkadaş, en hayırlı akraba, en samimi komşu, en zeki komutan, en müşfik baba, en iyi eş örneklerini kısacası hayatın enlerini peygamberimizin nadide hayatlarında görüyoruz. Kadının toplumdaki önemini peygamberimizin aile yaşantısında göstermiştir. O mübarek eşleri ile ayrı ayır ilgilenmiş tebliğ gibi önemli bir vazifenin içinde onları asla ihmal etmemiştir. Hz. Hatice annemizle evliliğinde onun vefasına hep hürmet edip kadının ahlakının güzelliğinin her şeyden üstün olduğunu yaşantılarıyla anlatmıştır. Kendisinden yaşlı olduğu halde o hayatta iken hiç evlenmemiş ve onu büyük bir aşkla sevmiştir. Vefatından sonra onun hatırasına hürmet edip onun akrabalarına hırka-i şeriflerini sererek ikramda bulunmuştur. Hz. Aişe annemizle evliliklerinde de hanımı bir rakip görüp onunla yarış arkadaşı olmuştur. Bazen de Hz. Aişe bebekleriyle oynarken hiç incitmeden seyretmiş ve onu titizlikle ilmek ilmek işlemiştir. Kadında ilmin gerekliliğini Hz. Aişeyi yetiştirmesinden anlıyoruz. Tefsir, fıkıh, hadislerin bir çoğunu bizatihi ona öğreten öğretmen efendimiz (s.a.v)dir. Kadınların cahil olmamasını istediklerini de Hz. Aişe’nin yetiştirmesindeki hikmetten anlıyoruz. Ümmü seleme validemizin örneğinde ise yetimlere sahip çıkan baba yönünü görüyoruz. Peygamberimizin yaşamlarına bu vb örnekler saymakla bitmeyecek kadar ancak konumuz uzayacağından hepsinden burada detaylıca bahsedemeyeceğiz. Ve tüm bunlar yaşanırken kureyşin cahiliye döneminden kalma adetini Kur’an-ı Kerimde Allah (c.c) şöyle İfade eder; “ve onlardan biri kız çocuk ile müjdelense öfkelenerek yüzü simsiyah olur kendisine müjdelenen şeyin fenalığından utanarak halktan yüzünü saklar, onu hakaretle bırakayım mı yoksa toprağa mı gömeyim diye düşünür. Dikkat edin ki ne fena hükmediyorlar” (Nahl / 58-59) yani efendimiz böyle güzide bir aile hayatını yaşarken kureyşin karanlık sokaklarının tümü İslamla şereflenmiştir. Böyle bir karanlığın üstüne peygamberimiz (s.a.v) bir güneş gibi doğmuş tüm insanlığa sevgiyi, hoşgörüyü ve güzelliği anlatan dinimizi getirmiştir. Evliliklerde kadını erkeğin ayağının altına değil başına taç etmiştir. Kızlara bir değer verilmezken efendimizin (s.a.v) soyunun bir kızıdan gelmesi düşündürücü bir hikmettir. Bugünkü feminist zihniyetler aslında islam’ı hiç tanımadan böyle bir saplantıya düşmüştür. Cenab-ı hak bizleri şu ayeti kerimesine mazhar eylesin “Mümin olarak erkek veya kadın her kim Salih ameller işlerse işte onlar cennete girerler ve zerre kadar haksızlığa uğramazlar” (Nisa / 124) Selam ve Dua ile….
Tülay DEMİR Aşağıulupınar K.K.K Öğreticisi
April 25 Şehirlerin Yolu Gönüle Düşünce
Alıntı Şehirlerin Yolu Gönüle Düşünce January 20 ZAVİYELİNİN SAYFASI |
Ziyaret ettiğiniz için teşekkürler!
berrak duruwrote:
Hayriye ben darendeliyim ama şimdi ordan uzaktayım şimdi Egenin şirin bir ilçesi Fethiyedeyim ama kalbim hep orada doğduğum topraklarda resimlerine bakarak hasret gideriyorum memleketim gibisi var mı busite çok güzel herkes izlemeli bence
June 27
Mehmet REİSwrote:
çok güzel bir site yapmışsınız bide sizi buraya bekleriz inşallah http://www.facebook.com/group.php?gid=5540439091&ref=mf#/group.php?gid=5540439091&ref=mf
May 16
ayşe nurwrote:
ben ayşe nur osmanla amineyi çokkk özledikkkk
Apr. 28
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|