Ahmet's profileZAVİYELİ'NİN SAYFASI - D...PhotosBlogListsMore Tools Help

ZAVİYELİ'NİN SAYFASI - DARENDE-

ALLAH  
Photo 1 of 6
June 25

Regaib Kandili'nizi Tebrik Ederiz

 

 

Regaib Kandili'nizi Tebrik Ederiz

 
Regaib ve 3 aylar¸ ebedi olana rağbet edilecek zaman dilimleridir. "Andolsun size kendinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki¸ sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. O¸ size çok düşkün¸ müminlere karşı çok şefkatlidir¸ merhametlidir." (Tevbe Sûresi¸ 128) Allah (cc) katında zamanların değerleri birbirine eşittir. Ancak öyle zamanlar vardır ki¸ o zamanlarda öyle hadiseler olur ki¸ o vakte diğer zaman dilimlerinden daha üstün bir değer kazandırır. Receb ayının ilk cuma gecesine isabet eden Regâib Gecesi de bu müstesna zamanlardan biridir. Cuma geceleri böyle kıymetli vakitlerden biridir. Cuma ve Regaib gibi iki mübarek zaman dilimi bir araya gelince¸ bu gece daha da bir kıymet kazanıyor. Bu gece¸ yalvarış ve yakarışların Yüce Mevlâ'ya sunulduğu ve O'nun rahmetinden af istenildiği¸ umut¸ huzur ve müjde gecesidir. Allah Teâla'nın kullarına lütfunun çokluğu¸ kereminin bolluğu ve pek çok günahkarı bağışlaması sebebiyle bu geceye "Regaib Gecesi" adı verilmiştir. Bu gecenin bu değeri nereden kazandığı hususunda değişik rivayetler bulunmaktadır. Bunlardan biri; Hz. Amine validemizin böyle bir gecede Resulullah'a (sas) hamile olduğunu anladığıdır. Sevgili Peygamberimiz (sas)¸ Regaib Gecesi'nin içinde bulunduğu Recep ayında çok dua eder¸ namaz kılar¸ oruç tutar¸ iyiliklerin her çeşidini yapar¸ sadaka vermeye özen gösterirdi. Resulullah'ın (sas) Receb'in ilk perşembe gününü oruçla geçirdiği ve cuma gecesinde¸ bu kandil gecesine mahsus olmak üzere on iki rekât namaz kıldığı rivayet edilir. Regâib gecelerinde dua etmek¸ tövbe ve istiğfarda bulunmak¸ bu geceyi kutsal kabul etmek suretiyle çeşitli ibâdetlerle geçirmek¸ genel olarak alimler arasında kabul görmüştür. Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi'de hutbelerinde bu ayın önemine işaret ederek şu konulara yer veriyor: Seksensekizinci Hutbe "Göklerde ve yerde kim varsa hep onundur. O'nun katındakiler ne ona ibadetten çekinir (ve büyüklenir) ne de yorgunluk (ve bıkkınlık) duyarlar. Hiç ara vermeksizin gece gündüz tespih ederler." (Enbiy⸠19¸20) Azîz Cemâat-i Müslimîn! Regâib gecesi bu geçen gece idi. O mübârek gecenin nurlu sabahı¸ mübârek günü de bu Cuma günüdür. Bu ay Ramazan-ı Şerîfin ilk müjdecisidir. Böyle bir Recep ayında yapılan ibâdet¸ şöyle zikredilmektedir. Kütüb-i Fıkhiyye'de¸ bu gece muhtass kılınmış. Nûru'l-İzâh şerhi Merakı'l-Felâh ile onun hâşiyesi¸ Tahtâvî¸ Leyle-i Recebi yalnız duânın reddolunmayacağı leyle-i hams (beş gece) meyanında zikretmiş ve İhyâ-i Ulûm'un nevâfil kısmında sâlât-ı Recep mezkûr olduğu gibi¸ leyâli ve eyyâm-ı fâzıla beyânını hâvi olan faslında recebin ilk ve nısf ve yirmiyedinci geceleri ve sâlât-ı Leyle-i Miracda mezkûrdur. Bunlardan faslı¸ nevâfildeki sâlât-ı Recep¸ şehr-i recebin ilk cuma gecesine aittir ki¸ bizim leyle-i Regâib dediğimiz gecedir. Bu gecede kılmak arzu edenlerin kılacakları namaz kıymetçe 12 rekattan ibârettir. İmam-ı Nevevî'nin Hadîs-i Erbaîn'in beşinci hadîsi şerhinin (evâhirinde) sonunda¸ Bursalı Şeyh İsmail Hakkı (k.s.) demiştir ki; "Ol gecede husûs üzre tecelli-i ef'âl vâkî olup¸ Cenâb-ı nübüvvet (s.a.v.) garîka-i nur-ı ef'âl olmakla şükran li'llâhi Teâl⸠on iki rekat salât-ı Regâib kılmıştır. Ve ol geceye leyle-i Regâib demek lisân-ı melâikeden sâdır olmuştur." Bu mübârek geceyi gafletle geçirmek¸ muvâfık-ı insâf değildir. Sermâye-i saâdetimiz Peygamberimiz efendimizin rahm-i mâdere intikâl ettiği bu şerefli geceyi ibâdetle¸ zikir ile ihyâ etmek lâzımdır. Mevlâ-yı müteâl hazretleri¸ cümlemizi böyle mübârek geceleri kendi rızâsına muvafık amellerle ihyâ etmeyi müyesser buyura. Âmîn
June 10

OTUZDOKUZUNCU HUTBE

OTUZDOKUZUNCU HUTBE
Şeyh Hâmid-i Veli Minberinden Hutbeler

Peygamberimiz fahr-i âlem (s.a.v) efendimiz

"Allâh'ı görür gibi ibâdet idiniz¸ siz Allâh'ı görmeseniz de¸ O sizi her halde görür."

buyuruyor.

Ey Cemâat-i Müslimîn Pek iyi bilirsiniz ki Allâh (c.c)'ın kullarına ilk emri ibâdettir. Her peygamber ümmetine Allâhu Teâlâ'ya ibâdeti emretmiştir. Dinimizde namazla¸ oruçla¸ zekâtla vesâir şekillerle yapmakta olduğumuz bu ibâdetlerde aranılacak çok mühim bir cihet vardır ki; o da ihlâs ve ihsândır. Şimdi okuduğumuz âyet-i kerîme gibi Kur'ân-ı Kerîm'in birçok âyetlerinde ve bir çok hadîs-i şerîflerde bize ihlâs ve ihsân ile ibâdet etmemiz öğretiliyor. İbâdetlerimizde gafletten¸ riyâdan sakınmaklığımız ta'lîm buyruluyor. Meselâ: Namaz kılarken Tanrı'nın bu ulu divanına durduğumuzda Mevlâmızı gözümüzle görür gibi dindarâne bir huşû ile baştan başa bir safvet ve samîmîyetle edâ-yı ubûdiyyet etmemiz öğretiliyor. Peygamberimiz fahr-i âlem (s.a.v) efendimiz "Allâh'ı görür gibi ibâdet idiniz¸ siz Allâh'ı görmeseniz de¸ O sizi her halde görür." buyuruyor. Muhterem Cemâat Şâyân-ı hürmet bildiğimiz bir zâtın huzûruna girerken¸ nasıl hâricî kıyafetlerimize çekidüzen verirsek hissimizi şuurumuzu derler toplarsak¸ mü'minlerin mi'râcı olan namaza bu dîvân-ı Sübhânîye durduğumuzda¸ daha şuurlu¸ daha duygulu bulunmamız lâzımdır. Bir pazar yerine dönen gönüllerimizden her türlü ilişkileri çıkarıp atmak¸ huzûr-ı kalp ile selâmet-i fikir ile cem'iyyet-i hatırla namaza durmak¸ ibâdet etmek mecbûriyetindeyiz. Bi'l-hâssa azîz cemâat¸ ibâdetlerimizde riyâdan¸ gösterişten¸ son derece sakınmak gerekir. Riyâya Peygamberimiz efendimiz "şirk-i asgar" (küçük şirk) buyurmuşlardır ki; Cenâb-ı Hak'a gizli ortak kabûl etmek demektir. Bu habîs zihniyet ibâdetlerimizin uğrun sıtması (gizli hastalığı)dır. Gönüllere musallat olan en kötü bir âfettir. Namaz kılar¸ oruç tutarken¸ zekât ve sadaka verirken; nefsin¸ şeytanın¸ bu zâde-i mela'neti ansızın gelir. Bilinmeyen¸ görülmeyen yollardan mü'minin gönlüne gizlice sokulur. İbâdetlerin tekmîl özünü¸ cevherini¸ bütün usâre-i fazîletini emer tüketir¸ ortada çok acıklı bir halde yalnız ibâdetin iskeleti sırıtır kalır. Kalplerimizi Mevlâ bu afetten esirgesin. İhvân-ı Din Oruç¸ namaz gibi ibâdetlerimizin zâhirî birtakım şurûtu (şartları)¸ erkânı vardır ki; her oruçlu¸ her musallî¸ bu şartlara riâyet etti mi¸ şüphesiz farz iskât edilmiş olur. Şeklen oruç tutulmuş¸ namaz kılınmış sayılabilir. Fakat; bu kadarla iktîfâ edersek¸ yetişir dersek¸ namazlarımız¸ oruçlarımız ibâdette aranılan fazîlet cevherinden tamâmen mahrûm kalır. İşte "Allâh'ı görür gibi ibâdet ediniz." hadîsi¸ bize ibâdetlerimizden hakkıyla feyz almanın yolunu öğretiyor. Bu da ibâdetlerimizin zâhirî değil¸ hakîkî şartı oluyor ki; adı ihsândır. İbâdet de¸ ihsân ve samîmîyet demektir. Ey Mü'minler Okuduğum birinci hadîs-i şerîf "Cevâmi'ülkelim" hadislerdendir. Kısa bir nazım ile gâyet şumüllü âdâb-ı İslâmiyye ta'lîm buyrulmuştur. Şöyle ki; "İbâdetlerinizi Allâh (c.c)'ı görür gibi edâ ediniz." düstûrunu kalemlerine mevzu edînen; ahlâkçı¸ içtimâiyatçı İslâm mütefekkirleri¸ Asr-ı Saâdet'ten beri sahifelerle yazı yazmışlar¸ bu âlî düstûrun hakîki kıymetini göstermeye çalışmışlardır. Biz de ibâdetlerimizi böyle huzûr-ı kalp ile îfâya çalışalım. Bu hadîs uzunca bir hadîsin¸ yani îmân ve İslâm hadîsinin bir parçası olarak zikr olunmuştur. Hadîsin diğer kısmında İslâmın¸ îmânın şartları öğretiliyor. İhsânın da İslâm ve îmân payesinde yüksek olduğu gösteriliyor. Nasıl kelime-i şahâdet; savm u salât¸ zekât¸ hac¸ İslâm'ın birer esâs şartları ise¸ nasıl Allâh'ın varlığına ve birliğine¸ meleklerine¸ kitaplarına¸ Peygamberlerine¸ âhiret gününe hayır ve şerrin Allâhu Teâlâ'dan geldiğine îmân ve itikat ediyorsak ibâdetlerde¸ ihsân ve ahlâkın lâzım geldiğine de öylece îmân ederiz. Cenâb-ı Hak ibâdetlerimizi gafletten¸ riyâdan uzak bulundurmak¸ huzûr ile îfâ etmek müyesser kılsın.
March 26

Bir şeyler yazmak istiyorum....

... bir şeyler yazmak istiyorum...

ama sevinç olsun kelimeleri....

hüzünleri silmek istiyorum.......

göz yaşı sevgi yüklü olsun...

ahhlar olmasın kelimelerin sonunda....

aminler dillerimizi çözsün....

bir şeyler yazmak istiyorum....

ama sevinç olsun yürekleri dolduran....

January 11

GÖNLÜMÜZÜ TEMİZ TUTALIM


 Bu sayıda ele alacağımız gazelde Hulûsî Efendi (k.s) yine gönül üzerinde durmaktadır. Rabbimizin tecellîgâhı olan gönüllerimizde ne¸ nasıl ve ne kadar yer işgâl etmeli; nelere karşı muhabbet duymalı; bu mânevî mekânın nasıl tertemiz kalmalı ve huzûr-ı ilâhîye mahçûbiyet duymadan kavuşması için nasıl hareket etmeliyiz?

Bu sayıda ele alacağımız gazelde Hulûsî Efendi (k.s) yine gönül üzerinde durmaktadır. Rabbimizin tecellîgâhı olan gönüllerimizde ne¸ nasıl ve ne kadar yer işgâl etmeli; nelere karşı muhabbet duymalı; bu mânevî mekânın nasıl tertemiz kalmalı ve huzûr-ı ilâhîye mahçûbiyet duymadan kavuşması için nasıl hareket etmeliyiz? Bütün bunlar kısa ve özlü bir şekilde ifade edilmektedir. Bu beyitlerde sanki sûretimize değil¸ sîretimize önem vermemiz; kalıbımızı değil kalbimize özen göstermemiz; madde değil mânâ ehli olmalımız gerektiği anlatılmaktadır. Dünyanın varına yoğuna¸ zevkine sefâsına aldırmayıp¸ fânî ve geçici olan dünya hayatımızı ve dünyalıklarımızı¸ bâkî ve ebedî olan Cenâb-ı Hakk'ın rızâsına muvâfık olan yerlerde sarf etmeli¸ ömrümüzü O'nun emrettiği tarzda idâme ettirmeliyiz. Dünyânın bâkîliği¸ âhiretin ebedîliği hatırlatılmakta; zamanımızı¸ ömrümüzü¸ malımızı¸ mülkümüzü yerli yerinde ve hak yolunda harcamamız¸ fânî âlemin değil bâkî olanın uğrunda tüketmemiz gerektiği anlatılmaktadır.

Gazelden hâsıl olan mânâları belki kısaca şöyle özetlemek mümkündür:

Gönlümüzde ilâhî aşk dâim ve zinde olmalı¸ Allah sevgisinden başka sevgiler ön plana çıkıp orada taht kurmamalıdır. Mevlâmızın zikri ve fikri her şeyden evlâ olmalıdır. Her nereye baksak¸ her ne ile meşgul olsak hep O'nun murâkabesi altında bulunduğumuz tefekküründen bir an bile gaflette bulunmamalıyız.

 

 

1.    Gönülde yâr gamından özge bir gam

Olursa deme ol dil yâra merhem

 

2.    Dil oldur ki dola yârın gamıyla

Onula rahm-ı vaslın merhemiyle

 

3.    Dil oldur ki açıla şeş cihâtı

Görüne her cihetden dost sıfâtı

 

4.    Dil oldur ki mekânsız lâ-mekândır

Mekânsız yâra varsa ol mekândır

 

5.    Dil oldur ki cüdâ kevn ü mekândan

Bekâsıdır hayât-ı câvidândan

 

6.    Dil oldur ki gözetmez dû-cihânı

Ferâğat gûşesi sırr-ı nihânı

 

7.    Dil oldur ki cihânın var u yoğun

Çöpe saymaz nesi var az u çoğun

 

8.    Dil oldur ki geçip havf-ı zelelden

Yok olup kurtula cümle ilelden

 

9.    Dil oldur ki geçe havf u recâdan

Giyip "lâ-havf" tacın hüzn ü safâdan

 

10. Dil oldur ki hüviyyetin hevâsın

Nesi varsa koyup bula bakâsın

 

11. Dil oldur ki kamu sırra hazîne

Hakâyık gevherine hep defîne

 

12. Dil oldur ki görüne vech-i mahbûb

İki âlem ona olmaya mahcûb

 

13. Dil oldur ki Hulûsî hâs olup tâ

Görüne bakdığınca yâr-ı ma'nâ

 

1.     Gönüllerde yegâne hakîkî dost olan Allah sevgisinden başka muhabbet olursa¸ bu takdirde gönül o yârin gamına merhemdir deme.

2.     Gönül¸ gerçek sevgili olan Allah'a ulaşmanın endişe ve gamıyla dolu olmalıdır. Gönül hastalığı da onun vuslatı ve rahmetiyle şifâ bulmalıdır. 

3.     Gönül sağ-sol¸ ön-arka¸ alt-üst gibi altı yöne de açık olmalı ve bütün bu yönlerde de sadece gerçek dost görünmeli¸ yani gönlün dışa açılan penceresi olan göz Allah'ın kudretinin tecellîlerini görmelidir.   

4.     Gönlün şu dünya yurdunda bağlanıp kaldığı bir mekan yoktur¸ yersiz yurtsuz avare gezmektedir. sevgilisini bulunca yerini öğrenir. Zaten sevdiği için mutlaka bir mekân gerekmez¸ sevgiliyi hayal ettiği yer onun mekânıdır. Yani gerçek sevgili olan Allah'ın kudretinin tecellîleri her yerdedir; her yerde onu görür. 

5.     Gönül¸ bu varlık âleminden¸ kâinâttan ayrı olup dâimî ve bâkî hayat olan âhiret hayatına yönelmelidir.   

6.     Gönülde dünya ve âhiret kaygısı yer etmemelidir. Gönül kendi gizli mekânında¸ her şeyden ferâgat etmeli¸ mahbûb-ı hakîkînin istediği gibi olma endişesi taşımalıdır. 

7.     Gönül¸ bu dünyanın varını da yoğunu da¸ az veya çok kendisinin sahip olduklarını da bir çöp mesabesinde görmelidir.

8.     Gönül¸ hataya düşme ve eksiklik gibi korkulardan geçerek bütün hastalıklardan kurtulup yok olmalıdır.

9.     Gönül¸ bu dünyadaki yaptıkları için hesap vereceğini unutmayıp daima hatalarından dolayı mahcûbiyet içinde bulunacak¸ bunun yanı sıra Cenâb-ı Hakk'ın rahmetinden de ümidini kesmeyecek. Nitekim Kur'ân-ı Kerim'de birçok yerde geçen "Kıyamet gününde onlar için korku yoktur¸ onlar üzülmeyecekler de." manasındaki   " havfün aleyhim ve lâ hüm yahzenûn" âyetini zihinlerden çıkarmamak gerekir.

10.   Gönül¸ bu dünyada heves edilen neler varsa bunların hepsini bir tarafa koyarak¸ ebediyyen bâkî olan âhiret için gerekli şeylerle meşgul olmalıdır. 

11.   Gönül¸ nice sırların hazinesi¸ hakikat mücevherlerinin definesidir.

12.   Gönül¸ öyle olmalı ki âhirette Cemâlu'llâhı görünce bu dünyada yaptıklarından dolayı mahcub duruma düşmemelidir.

13.   Ey Hulûsî¸ hâsılı gönül¸ öyle has olmalıdır ki baktığı şeylerin ma'nâsına vâkıf olabilsin.

 

Tawakkul is a Welfare

 

Tawakkul means to resign and trust in Allah. Allah is the one only who makes everything move. So the resigned¸ in their every behaviour¸ must consider themselves as the corpse in the hands of corpse washer.

The Sufis regard the Prophet Muhammad (pbuh) and his companions as the sole model for themselves. Since Hz Muhammad (pbuh) and his companions always disregarded appearance and food¸ and chose the solitude to pray. They were always in resignation to Allah.

The Muslim is the one who always trusts in Allah in any situation and endeavors to get the pleasure of Him.

 

SOMUNCU BABA DERGİSİ 86 SAYISINDAN

Hulûsi kalb'den   Mehmet AKKUŞ

 

GÖNLÜMÜZÜ TEMİZ TUTALIM

Birçok vesile ile ifade edildiği gibi maddî ve manevî bakımdan insanın vücudunda en önemli yer kalbtir.

 

Birçok vesile ile ifade edildiği gibi maddî ve manevî bakımdan insanın vücudunda en önemli yer kalbtir. Kalbin manevî cihetine ise biz Türkçemizde gönül diyoruz. Bu kelimenin Farsçadan dilimize geçen kullanımı da "dil"dir. Bu üç kelime kalb¸ dil ve gönül bizim şiirimizde çokça ele alınan unsurlardır. Tasavvufta ve tasavvufî edebiyatımızda da bu kavramlar üzerinde o ölçüde durulmuş ve şerhleri yapılmıştır. Bunun başta gelen sebeplerinden birisi Hazret-i Peygamber'in¸ " Dikkat edin! İnsanın vücudunda bir uzuv vardır. Eğer o organ sağlam olursa bütün vücut sağlam¸ eğer hasta olursa tamamı hasta olur. İşte bu kalbtir." hadisine dayanmaktadır. Bunun yanında¸ kudsî hadis olarak tasavvufî eserlerde geçen¸ " Ben yere göğe sığmam¸ ancak mümin kulumun kalbine tecellî ederim." meâlindeki rivayettir.
Hulûsî Efendi de bu şiirinde çeşitli açılardan ele almaktadır gönlü. Ona göre gönül¸ aslında mekânsız bir mahal olup Allah'ın sırlarının tecelli ettiği yerdir; eğer bu mukaddes mekândan mâ-sivâyı yani Allah'tan gayri şeyleri çıkarabilirsek sanki orası Merve olur¸ Safâ olur. Nasıl kafeste bülbül ötüyorsa¸ insanın beden kafesinde de gönül denilen bir kuş vardır. Atasözlerimizde de ifade edildiği gibi gönül kuşunun nereye konacağı belli olmaz. Hatta gönül ferman da dinlemez. Mutasavvıflarımız işte ferman dinlemeyen bu gönlün sadece Cenab-ı Hakk'ın fermanına râm olması için¸ nefiş şeytan ve şehvet düşmanlarıyla mücadeleyi öğretmeyi amaç edinmişlerdir. Kanaatimizce Hulûsî Efendi de burada gönlün öneminden bahsetmekte¸ bu mahalde Allah'tan gayri sevgilerin yer etmemesi gerekliliğinden söz etmektedir.
Gazelin Metni:
1. Hudânın mahrem-i râzı gönüldür
Makâm-ı kuds şehbâzı gönüldür

2. Gönül kim lâ-mekânî bir mekândır
Mekânsız dâr dervâzı gönüldür

3. Muhakkak bildin ise nîdüğünü
Bilirsin şâh-ı şehnâzı gönüldür

4. Demişlerdir gönüldür Ka'betullâh
Nazar-gâh-ı Hudâ şâzı gönüldür
5. Çıkardıkda kamuyu ara yerden
Safâ vü Merve Hicâz'ı gönüldür

6. Kafesde zâr eden cân bülbülünün
Mekân-ı zâr u âvâzı gönüldür

7. Taayyünsüz cemâl-i yâra seyre
Hemîşe dîde-enbâzı gönüldür

8. Bilirse kadrini kadrince her şey
Makâm-ı kurb ser-efrâzı gönüldür

9. O küntü kenz-i esrâr-ı hafînin
Hulûsî sırr-ı dem-sâzı gönüldür
Açıklaması:
1. Cenab-ı Hakk'ın sırlarına mahrem olan¸ O'nun sırlarının tecellî ettiği mekân gönüldür. Yine mukaddes manevî âlemlerde uçabilen de gönül kuşudur.
2. Aslında gönül mekânı olmayan bir yerdir. Bundan dolayı da bu mekânsız evin kapısıdır gönül.
3. Eğer insan ne olduğunu kim olduğunu bilirse o zaman Cenab-ı Hakk'ı daha iyi bilir.
4. Cenab-ı Hakk'ın nazar ettiği mekân olduğundan gönül için Allah'ın Kâbe'sidir demişlerdir.
5. Eğer insan kalbinde mekân tutan Allah'tan başka bütün sevgileri aradan çıkarırsa o zaman gönül sanki hactaki Safâ ve Merve mekânı gibi olur.
6. Gönül aynı zamanda kafeste haps olup orada öten bülbülün de ağlayıp inlediği esas mekân da gönüldür.
7. Yegâne hakîkî varlık olan ve bu varlıklar âleminde gözümüzle göremediğimiz Allah Teâlâ'nın cemâlini daima tefekkür eden sadece gönüldür.
8. Eğer her şey değerini hakkıyla bilecek olursa Cenab-ı Hakk'a manen en yakın olan da insanın gönlüdür.
9. Ey Hulûsî! Sen de bil ki¸ Cenab-ı Hakk'ın "Ben gizli bir hazineydim." buyurduğu o sırlar hazînesine vâkıf olacak olan da gerçekten Allah dostu gönüllerdir.



GAZZE İÇİN BİRLİK VE BERABERLİK

FİLİSTİN İÇİN BİRLİK VE BERABERLİK
Yıllardır Ortadoğu’ da yaşanan kaos mahrumiyet ve acılar son günlerde İsrail’in Gazze’ ye yönelik saldırıları ve yüzlerce sivil ve masum insanın öldürülmesi ile yeni bir boyut kazanmış kirli bir güç gösterisine ve katliama dönüşmüştür. Dünya ile irtibatı kesilen¸böylece en temel ihtiyaçlarından mahrum bırakılarak neredeyse sefalet içerisinde yalnızlığa terk edilen Filistinli Müslüman Kardeşlerimiz bir insanlık dramı yaşamaktadır. Çağdaş dünyanın gözü önünde cereyan eden¸ aralarında yaşlı ¸hasta ve çocuk ve kadınlarında bulunduğu yüzlerce insanın ölümüne binlercesinin de ev ve işyerlerinin yerle bir olmasına sebep olan bu çirkin saldırı sağduyu ve vicdan sahibi herkese insanlık adına büyük bir mahcubiyet yaşatmaktadır.

Tarihte her zaman mazlum milletlerin yanında yer alan aziz milletimiz bu duruma kayıtsız kalmayarak duyduğu rahatsızlığı değişik vesilelerle ortaya koymuş ve her türlü insani yardım konusunda seferber olmuştur.

En kısa zamanda bu insanlık dramının sona ermesini diler¸ Müslümanlar arasında birlik¸ beraberlik ve yardımlaşmanın daim olmasını temenni ederiz.

December 08

BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN

 
 
Kurban bayramınız en kalbi duygularımla kutlar, bayramların vatanımıza ve milletimize bolluk bereket getirmesini yüce mevladan niyaz ederim.
 
   Tüm bayramları ailenizle mutlu bir şekilde kutlamanız dilegiyle;
May 11

Nasihat

 

8.DARENDE SOMUNCU BABA VE HULUSİ EFENDİ KÜLTÜR ETKİNLİKLERİNE

TÜM GÖNÜL DOSTLARI DAVETLİDİR.

www.hulusiefendivakfi.org.tr

 


Miraç Kandilinizi Tebrik eder, yüce mevladan sağlık, mutluluk ve esenlikler niyaz ederim.

 

NASİHAT

Alemi sen kendinin kölesi kulu sanma
Sen hak için alemin kölesi ol kulu ol

Nefsin hevası ile mağrur olup aldanma
Yüzüne bassın kadem her ayağın yolu ol

Garazsız hem ivazsız hizmet et her canlıya
Kimsesizin düşkünün ayağı ol eli ol

Allah için herkese hürmet et de sev sevil
Her göze diken olma sünbülü ol gülü ol

İncitme sen kimseyi kimseye incinme hem
Güler yüzlü tatlı dil her ağızın balı ol

Nefsine yan çıkıp da Kabe'yi yıksan dahi
İncitme gönül yıkma ger uslu ger deli ol

Güneş gibi şefkatli yer gibi tevazulu
Su gibi sehavetli merhametle dolu ol

Gökçek gerek dervişin sanı yoksula baya
Suçluların suçundan geçip hoşgörülü ol

Varlığından boşal kim yokluğa erişesin
Sözünü söyle gerçek Hulusi'nin dili ol.

Es-Seyyid Osman Hulusi Efendi
 
 

 

ADVICE

 

NO ONE IS YOR SLAVE OR BEGGER,

FOR GOD, BE THE BEGGER TO HUMANITY.

 


SHOULD BE DECEIVED FROM YOUR SELF
BE THE PATH FOR HUMANITY THAT IS STEPPED ON.

SERVE ALL ANIMATE WITHOUT ANY RANCOR,

BE THE HELPER OF ONES, POOR


RESPECT EVERYONE  FOR GOD, LOVE AND BE LOVED,

NOT BE SPINE TO EYES, BE HYCINT AND ROSE.

 

NEITHER HURT ANYONE NOR BE HURT,
EITHER BE SWEET TO MOUTH OR BE AFFABLE.


EVEN DESTROY THE KAABA WITH YOUR SATAN,
NOT HURT ANY HEART BE VISE AND CRAZY.

 

BE KIND AND MODEST LIKE SUN AND EARTH,

ENTHUSIASTIC LIKE WATER AND BE MERCIFUL.

 

POOR IN THE LIFE BUT RICH IN HEREAFTER
AS A DERVISH, FORGIVE THE GUILTY, BE TOLERABLE

 

PURRIFIED FROM YOUR BEING TO REACH ABSENCE

TELL THE TRUTH, BE THE VOICE OF HULUSİ.

May 09

Peygamberimiz Hz.Muhammet (S.A.V)

 

Peygamberimiz Hz.Muhammet (S.A.V)


 

HZ.PEYGAMBERİN KADIN ANLAYIŞI

Ey insanlar siz bir tek nefisten yaratan zevcesini de kendisinden halk edip bir çok erkek ve kadınları yeryüzüne yayan rabbinizden ittika ediniz (sakınınız)” (nisa/1).

Kadına değer verip saygı gösterilmesini isteyen din İslam’dır. İslam kadına saygı ve hürmet gösterilmesini isteyerek ailenin temelini oluşturduğundan bahseder. Hal bu ki cahiliye döneminde kadın önemsiz bir varlık gibi görülüyordu hatta daha ileri giderek onu aşağılık bir yaratık olduğu ve sadece erkeklere hizmet etmek için yaratıldığını kabul ediyorlardı, oysa Allah “Cennet anaların ayağının altındadır” diyen bir peygamber göndermiş ve tüm insanlığa “üstünlük ancak takvadadır” diye bir nasihatte bulunmuştur.

Hz. Peygamberin her hali bir örnek olmuştur. En vefalı arkadaş, en hayırlı akraba, en samimi komşu, en zeki komutan, en müşfik baba, en iyi eş örneklerini kısacası hayatın enlerini peygamberimizin nadide hayatlarında görüyoruz. Kadının toplumdaki önemini peygamberimizin aile yaşantısında göstermiştir.

O mübarek eşleri ile ayrı ayır ilgilenmiş tebliğ gibi önemli bir vazifenin içinde onları asla ihmal etmemiştir. Hz. Hatice annemizle evliliğinde onun vefasına hep hürmet edip kadının ahlakının güzelliğinin her şeyden üstün olduğunu yaşantılarıyla anlatmıştır. Kendisinden yaşlı olduğu halde o hayatta iken hiç evlenmemiş ve onu büyük bir aşkla sevmiştir. Vefatından sonra onun hatırasına hürmet edip onun akrabalarına hırka-i şeriflerini sererek ikramda bulunmuştur.

Hz. Aişe annemizle evliliklerinde de hanımı bir rakip görüp onunla yarış arkadaşı olmuştur. Bazen de Hz. Aişe bebekleriyle oynarken hiç incitmeden seyretmiş ve onu titizlikle ilmek ilmek işlemiştir. Kadında ilmin gerekliliğini Hz. Aişeyi yetiştirmesinden anlıyoruz. Tefsir, fıkıh, hadislerin bir çoğunu bizatihi ona öğreten öğretmen efendimiz  (s.a.v)dir. Kadınların cahil olmamasını istediklerini de Hz. Aişe’nin yetiştirmesindeki hikmetten anlıyoruz.

Ümmü seleme validemizin örneğinde ise yetimlere sahip çıkan baba yönünü görüyoruz. Peygamberimizin yaşamlarına bu vb örnekler saymakla bitmeyecek kadar ancak konumuz uzayacağından hepsinden burada detaylıca bahsedemeyeceğiz. Ve tüm bunlar yaşanırken kureyşin cahiliye döneminden kalma adetini Kur’an-ı Kerimde Allah (c.c) şöyle İfade eder; “ve onlardan biri kız çocuk ile müjdelense öfkelenerek yüzü simsiyah olur kendisine müjdelenen şeyin fenalığından utanarak halktan yüzünü saklar, onu hakaretle bırakayım mı yoksa toprağa mı gömeyim diye düşünür. Dikkat edin ki ne fena hükmediyorlar” (Nahl / 58-59) yani efendimiz böyle güzide bir aile hayatını yaşarken kureyşin karanlık sokaklarının tümü İslamla şereflenmiştir. Böyle bir karanlığın üstüne peygamberimiz (s.a.v) bir güneş gibi doğmuş tüm insanlığa sevgiyi, hoşgörüyü ve güzelliği anlatan dinimizi getirmiştir. Evliliklerde kadını erkeğin ayağının altına değil başına taç etmiştir. Kızlara bir değer verilmezken efendimizin (s.a.v) soyunun bir kızıdan gelmesi düşündürücü bir hikmettir.

Bugünkü feminist zihniyetler aslında islam’ı hiç tanımadan böyle bir saplantıya düşmüştür. Cenab-ı hak bizleri şu ayeti kerimesine mazhar eylesin “Mümin olarak erkek veya kadın her kim Salih ameller işlerse işte onlar cennete girerler ve zerre kadar haksızlığa uğramazlar” (Nisa / 124)

Selam ve Dua ile….

 

Tülay DEMİR

Aşağıulupınar K.K.K

Öğreticisi


 

April 25

Şehirlerin Yolu Gönüle Düşünce

 

Alıntı

Şehirlerin Yolu Gönüle Düşünce
Birlikte yaşama ve paylaşma kültürünü en doruk noktada yaşadığımız medeniyet yurdudur şehirler. Bir sosyal mekân olmakla birlikte manevi ruhu olan yerlerdir. Dini hassasiyetlerimizin, kültür ve medeniyetimizin şekil verdiği şehirlerde ruh vardır, huzur vardır. Ma'muriyetleri ile birlikte sadetleri hep insana sürur verir…
Ma'mur olmuş şehirlerden daha da güzel olan bir yer daha var ki, o da mü'minin gönlüdür. İnsanların yolunun şehirlere düştüğünü hep biliriz. Bir de şehirlerin yolu gönüle düşünce işte o zaman büyük bir ülkenin imar edilmiş sarayları gibi her bir şehir ışıldayıp durur. Hacı Bayram-ı Veli Hazretlerinin manevi muhabbetle erdeme eriştiği Somuncu Baba'nın gönül sıcaklığı, fırınından daha üst derecededir. İşte o sevgi sıcaklığıyla Somuncu Baba'nın gönül şehrine yolu düşünce şunları söylemiştir:
Çalabum bir şar yaratmış iki cihân arasında
Bakıcak dîdar görinür ol şarın kenâresinde

Nâgehân ol şâra vardum ol şârı yapılur gördüm
Ben dahı bile yapıldum taş u toprak arasında

Şâgirdleri taş yonarlar yonup üstada sunarlar
Çalabun ismin anarlar ol taşun her paresinde

Ol şardan oklar atılur gelür cigere batılur
Arifler sözi satılur ol şarun bâzâresinde

Ol şar didügüm gönüldür ne âlimdür ne câhildür
Aşıklar kanı sebîldür ol şarun kenaresinde

Bu sözı 'arifler anlar câhiller bilmeyüp tanlar
Hacı Bayram kendü banlar ol şarun menâresinde
İnsan-ı kâmillerin gönülleri ilahi hazinelerle doludur. Bütün mahlûkattan büyüktür. Cennet misali süslü ve güzel yapılıdır. Marifet güneşi çok parlak ışıklarını orda saçar. İlim ağacı en güzel meyvelerini orada verir. Sevgi seması ışıl ışıl yıldızlarla donatılmıştır. Allah'ın feyzi akan nehirler olarak bu gül bahçesini besler. Gönül Allah'ın evidir, onun için ma'murdur.
Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi de Divan-ı Hulûsi-i Darendevi adlı eserinde gönül şehrine varışını şöyle tasvir eder:

Bir şehre erer ki yolun şehr ü diyâr unutulur
Bir bahre dalar ki gönül ka'r u kenâr unutulur

Bir güzeli sever ki cân cümle güzelden göz yumar
Bir sırra erer ki nihân gayrı ne var unutulur
Açılır gönlü gül olur söyler dili bülbül olur
Dağı lâle sünbül olur fasl-ı bahâr unutulur

Doğup hakîkat güneşi dolunmaz bulunmaz eşi
Yâr olup her demde işi leyl ü nehâr unutulur

Her kanda baksan dil-berin görür cemâlin gözlerin
Vasfını söyler sözlerin gayrı güftâr unutulur

Cânın tesellîsi hemân dostun tecellîsi her ân
Yârın olup yüzü ayân her kâr u zâr unutulur

Derdine cânı düş eder âb-ı hayâtı nûş eder
Deryâ-yı vahdet cûş eder hâr u gubâr unutulur

Dağıtır hânumânı aşk cân âlemi cihânı aşk
Doğar o mihribân-ı aşk zulmet-i hâr unutulur

Hulûsî dostdan bir nişân bulanlar oldular bî-nişân
Yele gidip nâm u nişân dost gayrı var unutulur
Gönül şehrine yolu düşenler kendi şehirlerini diyarlarını unuturlar. Öyle hudutsuz bir deryaya dalarlar ki bildikleri sınırlardan geçerler. Gerçek sevgilinin muhabbetiyle başka hiçbir şeye bakmaz, gizli sırları öğrenince sadece O'nu bulur gayrı her şeyi unutur. Gönülde güller açar, dili bülbül gibi muhabbet nağmeleri söyler, bahar mevsimini unutturacak çiçekler gönül ikliminde açar. Yârin güzelliği güneşten daha parlaktır, gece-gündüz her zaman onunla olmaktan başka şeyi gözü görmez. Baktığı, gördüğü, bildiği söylediği o olur. Sevgiliden başka bir şey söylemez olur dilleri. Gönüldeki tecelli, sevenin tesellisidir, yüzünün aydınlığı her türlü kârı zararı unutturur. Yâr derdi onda iyice ateşlendikçe, ölümsüzlük suyundan içip aşkını pekiştirir. Vahdet deryasına daldığı için her şeyi sevgilisidir. Bülbül gibi âşık olan dikene de bunun gibi sıkıntılara da katlanır, onları önemsemez. Aşk güneşi gönül şehrini aydınlatır, karanlıklar unutulur. Dostun nişanı ile şan bulanlar kendilerini unuturlar. Sadece dost vardır, gayrı her şey umursanmaz.
Hulûsi Efendi Hazretlerinin şiir coğrafyasında gezinirken kutsal şehirlere düşer yolumuz. Sevgili Peygamberimizin özelliklerinden bahsederek yaşadığı şehirlerde onun izini takip eder bir şiirinde:
Nerede o servi çam boylum
Nerede o nâzenîn fidanım benim

Nerede o büklüm büklüm sünbül saçlı
Gül yanaklı sevgili cânım benim

Nerede o inci dişli kalem kaşlı müşgîn-kâkül
Nerede o şeker sözlü o mül dudaklı cânânım benim

Geceler tâ-be-sabâh hayâl-i enîs-i çeşmim
Nerede gündüzler tâ-be-mesâ yar-ı rûh-ı revânım benim

Nerede vefâ hazînesi lutf u mürüvvet menba'ı
Nerede ma'den-i hayâ vird-i zebânım benim

Nerede bulam arasam Aksâ'da mı Ka'be'de mi sevdiğim
Nerede kavuşsam ana Bathâ'da mı Yesrib'de mi
şâh-ı cihânım benim
Peygamberimizin ayak bastığı şehirleri dolaşıyor şiirin mısraları. Mekke, Medine ve Kudüs'ü…Mekke; Allah sevgisinin, Medine; Peygamber Sevgisin, Kudüs de; kudsiyetin sembolüdür.
Mekke ve Allah Sevgisi
Mekke-i Mükerreme; yeryüzünün en kutsal yeri.
Mekke-i Mükerreme, Rasûlullah (s.av) 'ın. doğduğu şehirdir. Mekke-i Mükerreme, vahyin indiği yerdir.
Hiç şüphesiz ki Mekke-i Mükerreme, Allahu Teâlâ'nın adına yemîn ettiği şehirdir. Allahu Teâlâ Mekke-i Mükerreme'yi birçok isimle zikretmiştir.
Bu isimlerden bazıları şunlardır: Mekke, Bekke, Emin Belde, Ümmül-Kurâ (Şehirlerin Anası) ve Emîn Harem.
Mekke-i Mükerreme, müslümanlar tarafından da kutsal sayılan ve yüceltilen, içerisinde en kutsal Mescid-i Haram ve Kâbe-i Müşerrefe bulunan şehirdir.
Mekke'nin asıl önemi, Allah'a kulluk maksadıyla yapılmış ilk mâbed olan Kâbe'nin burada bulunmasından kaynaklanmaktadır. Kur'an'da, Allah'ın evi kabul edilen Kâbe'nin yer aldığı Mekke ve çevresinin her türlü tecavüzden korunmuş güvenli bir yer (harem) ve insanların manen temizlenip arındığı bir mahal olduğuna işaret edilmiştir. Mekke bizzat Allah tarafından harem kılınmış ve bu durum, şehrin emin bir yer yapılması için dua eden Hz. İbrahim tarafından ilân edilmiştir.
"Şüphesiz ki âlemlere bereket ve hidâyet kaynağı olarak (yeryüzünde) insanlar için kurulan ilk ev, Mekke'deki Beytullah'tır."(Âl-i İmrân Sûresi: 96) ayetinde Beytullah'ın ne kadar mukaddes, kıymetli ve yüce olduğunu ifâde etmektedir.
Medine ve Peygamber Sevgisi
Medine-i Münevvere, Allahu Teâlâ'nın kitabının bazı surelerinin indiği yerdir. Yine Medine-i Münevvere, Kur'an'ın ilk defa toplanıp bir araya getirildiği, yazıldığı, ezberlendiği ve diğer ülkelere gönderildiği yerdir. Peygamberimizin hicretinden önce ismi Yesrib iken sonra İslâm medeniyetinin, şehir hayatının neş'et ettiği yer olarak Medine olmuştur.
Rasûlullah Efendimizi başkaları yüzüstü bırakırken, Medine-i Münevvere ona yardım etmiş, doğup büyüdüğü yerden hicret ettiğinde kalbini ona açmış, bütün savaşlarda onunla birlikte savaşmış ve muhacirlerle birlikte tek bir güç haline gelmiştir.
Medine-i Münevvere, Rasûlullah Efendimizin emâneti yerine getirdiği ve risâlet görevini tebliğ ettiği yerdir.
Medine-i Münevvere, kutsallık ve değer bakımından Mekke-i Mükerreme'nin ikizidir. Rasûlullah (s.a.v)'in mescidi, ikinci haremdir.
Mescid-i Nebevî, İslâm tarihindeki ikinci mesciddir. İnşasına bizzat Rasûlullah Efendimiz (s.a.v) şiir söyleyerek katılmış, müslümanlarla birlikte tuğla ve taş taşımıştır. Daha sonra mescidi genişleterek inşasını yenilemiş ve Medine-i Münevvere'nin kalbi, peygamberlik ve komutanlığın merkezi olarak kalmıştır. Mescid-i Nebevî, aynı şekilde İslâm'ın ilk ilim yurdu olmuştur.
Rasûlullah (s.a.v) ashâbıyla bu mescidde bir araya gelir ve Allah'tan gelen vahyi onlara tebliğ eder, onlara dînlerinin esaslarını, ibâdetleri ve muamelâtı öğretir, sorularına cevap verir, onlar arasında hükmeder ve Allah Teâlâ'nın hükümlerini uygulardı.
Kutsal Şehir Kudüs
İslâm'ın kutsal şehirlerinden biri de Beytü'l-Makdis, Mukaddes, el-Kuds ve Kuds-i Şerif gibi adlarla anılan Kudüs'tür. Müslümanlar gibi Yahudiler ve Hristiyanlarca da kutsal sayılır.
Kudüs'e kutsallık veren yapılar Haremu'ş-Şerif içinde yer alır. Şehirden duvarlarla ayrılan Haremu'ş-Şerif'te ünlü Mescidu'l-Aksa ve Kubbetü's-Sahra bulunmaktadır. Mescidu'l-Aksa, uzun süre Müslümanların kıblesi olan, Hz. Süleyman tarafından yapılmış Beytu'l-Makdis'in yerinde yükselir. Hz. Peygamber (s.a.s)'in Mirac sırasında uğrak yeri olan bu mekânının hemen yakınında da bazı kutsal emanetlerin korunduğu Kubbetü's-Sahra vardır.
Hüzün Şehri Kerbelâ
Kerbelâ adı Türk edebiyatında önemli bir motif olarak yer alır. Türk muhayyilesinde Kerbelâ, Hz. Hüseyin'le ailesinin ve yakınlarının topluca şehid edildiği bir yerin adı olmanın dışında bu elîm vak'ayı ifadelendiren pek çok şair ve edip tarafından âdeta bir remiz ve mazmuna dönüştürülerek "vak'a-i dil-sûz-i Kerbelâ, haber-i Kerbelâ" gibi adlarla da anılan acıklı bir konunun adıdır. Türk Edebiyatında Kerbelâ, Hz. Hüseyin'in şehid edilmesini anlatan manzum ve mensur eserlerle bu konuda yazılmış mersiyeler sayılamayacak kadar çoktur.
Hz. Hüseyin'in başsız bedeninin gömüldüğü bir meşhed iken sonraları üzerine bir türbe yapılan, ardından suya kavuşturulup çöl ortasında güzel bir vahaya dönüştürülen Kerbelâ, Osmanlı tarihi boyunca Türk hacılarının uğrak yeri olarak Âl-i abâ sevgisini tazelemiş, özellikle Türk tasavvuf kültürünü derinden etkilemiştir.
Hulûsi Efendi Hazretleri 1960’lı yıllardaki bir hac ziyaretinde kafile başkanı Kerbelâ'ya uğramadan geçeceğini belirtince hususi bir taksi ile, Kerbelâ'ya ziyarete gitmiştir. Dönüşünde arkadaşlarına, Hz. Hüseyin Efendimizin kendini karşıladığını mânen görüştüklerini anlatmıştır. Bu ziyaretten sonra şu beyitlerle başlayan ve biten gazeli kaleme almıştır:

Buluşduk hamdü li'llâh sevgili ceddim Hüseyn'immiş
Yüz urduk âsitân-ı hâkine hem nûr-ı aynimmiş

Hudâ'ya sad-hezârân hamd ü şükr olsun ki lutf etdin
Hulûsî nûr-ı aynım sevgili ceddim Hüseyn'immiş

Divân'daki bazı beyitlerde Kerbelâ motifi aşk yolunda şehitlikle anılmaktadır. İki örnek verelim:

Mübtelâ-yı aşkınım başımda tûfân her belâ
Men şehîd-i gamzenim misl-i şehîd-i Kerbelâ

Hulûsî'yi hançer-i gamzen ile şehîd kıl şehâ
Rûz-ı Mahşer'de desinler şehîd-i Kerbelâ bana
Sivas'tan Tokat'a Pir Sevgisi
Leyla'nın köyü Mecnun'a ne kadar sevimliyse, sevdiğiniz birinin yaşadığı yer de size o kadar sevimlidir. Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi'nin bir gazelinde Sivas ve Tokat şehirlerinin ismi geçiyor. Hulûsi Efendi Hazretlerinin mürşidi İhramcızade İsmail Hakkı Efendi Sivaslıdır. Onun mürşidi Mustafa Haki Efendi de Tokatlıdır.
1983 yılında Hulûsi Efendi Hazretleri Bolu kaplıcalarında tedavi görmekte iken, bir gün mânen İhramcızade Hazretleri teşrif eder ve onunla görüşür. Bu manevi görüşmeden sonra şu gazeli kaleme alır:

Seninle olmak bana cân verir hayât verir
Cândan sarılmak sana gönlüme necât verir

Kalem gibi kaşların katlime fermân yazar
Tebessümlü nigâhın afvıma berât verir

Mahmûr elâ gözlerin duygulandırır beni
Bilmem ne yapsam ana lutfunu kat kat verir

Teşrîfinle sevgilim ihyâ buyurdun beni
Demek ki vaslın hayât firkatın memât verir

Ayağına kapandım kölen Hulûsî dedim
Ben Sivas'ı istedim o bana Tokat verir
Kat kat lutfa erişmiştir, mürşidi onu daha ileri merhaleye götürmüştür. Mürşid-i kâmil müntesibini Allah'a ulaştırmak için bütün merhalelerden geçiren mürebbidir. Onunla olmak hayat, ondan ayrı olmak ölümdür. Mürşidin bir tebessümü bütün dünyayı bağışlar. Mürşid-i kâmil ilahi feyz hazinesinden inci mercanlar misali nur tanelerini müridin gönlüne düşürür. Ona kavuşmak, onunla şereflenmek ne mutluluktur.
Allah sevgisi için Mekke'yi,
Peygamber sevgisi için Medine'yi,
Ehl-i beyt sevgisi için Kerbelâ'yı,
Pir sevgisi için Sivas'ı,
Mürşid sevgisi için Darende’yi...
Şehirleri şehir yapan manevi özellikleridir, manevi ruhtur. Biz böyle biliriz, böyle inanırız.

(Somuncu Baba, Kasım, 2006, sayı: 73)

 
 
January 20

ZAVİYELİNİN SAYFASI

Malatya ile ilgili hava tahminlerini görmek için tıklayın        Free blog counter
Free blog counter


SAYFAMA HOŞ GELDİNİZ

  Dakika Saniyedir burdasın

ZAVİYELİ 

SİZ HİÇ DARENDE'NİN TOHMA KANYONUNDA RAFTİNG YAPTINIZ MI

 

Darende, Doğa, Tarih,Kültür,Turizm, Rafting, Trakking, Piknik, Şelale, Kanyon, Günpınar, Tohma 

                                                                                 

 

Ahmet Demir - Darende

Ahmet DEMiR

Occupation
Location
Interests
Ey dil vefasız olma tek eyleyüp de yari
Yarin cefası birgün ihsan olur, olur ya!

Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi (K.S.)
Loading...Loading...
Ziyaret ettiğiniz için teşekkürler!
Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
berrak duruwrote:
Hayriye ben darendeliyim ama şimdi ordan uzaktayım şimdi Egenin şirin bir ilçesi Fethiyedeyim ama kalbim hep orada doğduğum topraklarda resimlerine bakarak hasret gideriyorum memleketim gibisi var mı busite çok güzel herkes izlemeli bence
June 27
Mehmet REİSwrote:
çok güzel  bir  site  yapmışsınız  bide sizi  buraya bekleriz  inşallah http://www.facebook.com/group.php?gid=5540439091&ref=mf#/group.php?gid=5540439091&ref=mf  
May 16
ayşe nurwrote:
ben ayşe nur osmanla amineyi çokkk özledikkkkÜzgün
Apr. 28

Video

 

Video